Rezzak Danışmanlık
Takip
edenleriniz bilir, uzmanlık konum beslenme, takviye edici gıdalar ve sporcu
ürünleridir.
Gel gör ki
ne yapılmasını çok iyi bilmeme rağmen kendi bedenimde uygulama iradesini
gösteremeyip olması gerekenin çok üstünde gıda tüketen ve bunların
stoklanmasını önlemek için yeteri kadar aktivitede bulunmayanlardanım. (-dım
geçmiş zamanı ekini hemen ekleyeyim...)
Son dönemde, yaş da 40’ı geçince hadi kızım
dedim kendine gel ve miktar sınırlaması olmadan yediğin o pasta , börek
çörekleri sorgula da tüket. Tüketimi azaltmak istediğim ana
besin öğesi ŞEKER ve GLUTEN. Aslında amacım barsak floramı sağlıklı
oluşturabilmek. Çok da önemsemediğimiz o bağırsaklar aslında bizim hayatımızı
oldukça yoğun etkiliyor.
Beslenmede amaç;
bireyin yaşı, cinsiyeti, fiziksel aktivitesi ve içinde bulunduğu fizyolojik
duruma göre gereksinimi olan enerji ve besin öğelerini yeterli ve dengeli
miktarlarda almasıdır
Yapılan araştırmalar, insanoğlunun yaklaşık
70 türde besin öğesine gereksinimi
olduğunu belirlemişlerdir. Bu öğelerin herhangi biri alınmadığında,
gereğinden az ya da çok alındığında, büyüme ve gelişmenin engellendiği ve
sağlığın bozulduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Beslenme hakkında pek çok yanlış bilgiye sahibiz.
Oysa beslenme, açlık duygusunu bastırmak, karın doyurmak ya da canın
çektiği şeyleri yemek içmek değildir.
Kabul etmek gerekir ki; yaşamak için beslenmek durumundayız. O halde, iyi ve
sağlıklı yaşamak istiyorsak iyi beslenmeliyiz.
Beslenme; insanın, büyüme,
gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan
öğeleri alıp vücudunda kullanılabilmesidir
Besin duyarlılığı,
belirli bir besin maddesinin alımından sonraki kötü duygulanımdır. Bu besin
maddesinin kendisi veya katkı maddesi vücuttaki reaksiyondan sorumlu olabilir.
Barsak mukozasında, gerekli sindirim aktivitelerinin yanında besin alımını
takiben bu besinlerin, uzun süreli teması sonucu istenmeyen reaksiyonlar
ortaya çıkar. Bu reaksiyonlar çoğunlukla yüklenme yapıcı ve sıklıkla da
hasta edicidir. Modern kan ve gayta analizleri hassas ayrıma (alerji veya
duyarlılık) izin verir. Bu hem ileri tedaviler hem de ilgili hastalar için
gereklidir.
Vücudun
büyümesi, yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan besin öğelerinin
herbirinin yeterli miktarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılması
durumu ‘yeterli ve dengeli beslenme’ deyimiyle açıklanır. Buradaki
‘yeterlilik’ terimi miktarla, dengeli beslenme ise çeşitlilikle
ilişkilendirilmektedir.
Bununla
birlikte ilk akla bazı sorular gelir:
❂
Peki, sürekli olarak dengeli beslenmeden ve çeşitlilikten bahsediyorken,
acaba sağlıklı diye bildiğimiz birtakım besinler bizim hasta olmamıza sebep
olabilir mi?
❂
Sıkça tükettiğimiz besinler birer şeytan mı, melek mi?
❂
Neden daha önce sağlığımızda sorun yaratmayan bir gıda bugün sağlığımızı
tehdit ediyor?
❂
Besin duyarlılığıyla barsağın nasıl bir ilişkisi var?
❂
Besinlere karşı duyarlılık kalıcı bir şey midir?
❂
Beslenme, neden bireye özgü olarak hazırlanmalıdır?
❂
O halde daha özgün bir diyet programı hazırlarken, kişiye sağlıklı diye
bulgur mu önermeli, yoksa kişideki duyarlılık durumuna göre pirinç mi
tavsiye etmeli?
❂
Ya da inek sütü, yumurta, domates, mercimek, fındık, portakal gibi besleyici
özellikteki besinleri verirken, kişideki duyarlılık faktörünü göz ardı mı
etmeli?
Düne kadar anlamlandıramadığımız pek çok sorunun kaynağında besin
duyarlılığının olduğu artık biliniyor.
Stres,
barsak flora dengesizliği, enfeksiyon veya bazı medikal ilaçlara bağlı
mukozal hasar vb. dışında sağlıksız beslenme durumu, diyette çeşitliliğin
olmaması (Çok fazla miktarda gluten tüketimi. Nedir Gluten: Buğday, arpa,
çavdar ve yulafta bulunan bir protein türüdür..Eskiden çok da bilmediğimiz
ama artık , pazardan ıspanak alırken bile sorgulanan bir terim GLUTEN.) gibi
nedenlere bağlı olarak gelişen besin duyarlılığı, yaşam kalitesini
düşüren bir durumdur. Bugün piyasada besin duyarlılığı için yapılan pek
çok test var. Bunların çoğunun ortak yaklaşımı IgG üzerinden bir
değerlendirmeyle yapılmış olmasıdır. Bunlar, ilk bakışta baktığımızda akla
çok doğru gibi gelirken, aslında bir ayağının eksik olduğunu
görebiliyoruz. Çünkü besin duyarlılığı testi yapılıp ve sorunlu
besinlerden uzak kalarak düzelen hasta sayısının iddia edildiği gibi sorunu
yüzde 100 çözmediği, ancak yüzde 30-40 civarında insanların fayda
gördüğünü göstermiştir.
SORUNUN KAYNAĞI SADECE
BESİN DUYARLILIĞI DEĞİLDİR!
Neden sadece besin duyarlılığıyla sorun çözülmüyor? Çünkü besin
duyarlılığı, bir neden değil, bir sonuçtur. Bu hastaların çoğunda barsak
florasında düzensizliklik ve barsak hastalıklarının da olduğu
görülmektedir. O zaman, besin duyarlılığı testi yapılırken, muhakkak barsak
florası analiziyle birlikte yapılmalıdır. Beslenme değişkenliğine ek olarak,
bu sorunu ortaya çıkaran barsak florasının da zaman kaybetmeden düzeltilmesi
olmazsa olmazlar arasındadır.
BARSAK SAĞLIĞINIZ
ÖNEMLİ!
İnsan
sağlığı için barsak florası hayati rol oynar. Besinlerle ya da suyla
barsaklara gelen istenmeyen bakteriler, barsak florası sayesinde hastalık
oluşturamaz. Bu özellik barsak florasının çeşitliliğinden ve barsak
mukozasındaki bakteriyel alanın yoğunluğundan kaynaklanır. Yabancı
mikroplarla çok az karşı karşıya kalınıyor. Barsak bakterilerinin başka bir
avantajı da çoğunun antibiyotik benzeri maddeler üretebilmeleridir. Böylece
istenmeyen bakterileri öldürebilme yeteneğine sahiptir ya da istenmeyen
bakterilerin büyümesini engellerler. Barsak bakterilerinin ikinci önemli
fonksiyonu; barsakla ilişkili bağışıklık sistemi için yaşam boyu iletişim
halinde olmak ortak olarak fonksiyon göstermektir. Sürekli olan bu
karşılıklı bilgi alışverişi immün sistemi hücrelerinin, istenmeyen
bakterileri ve faydalı bakterileri ayırt etmesini sağlar. Böylece, yabancı
bakteri geldiğinde kolaylıkla elimine edilmiş olur. Bu sayede, aşırı
imünolojik reaksiyonlar önlenmiş olur. ( Yararlanılan Kaynak:
www.huseyinnazlikul.com)
Sağlıkla,
bilinçli yaşamlarımız olsun.
Sevgiler