Yükleniyor

GÜMÜŞ SUYU

Rezzak Danışmanlık

Sizlere bu ay elime geçen bir kitap da okuduğum, etkilendiğim, araştırdığım ve hemen çoluk çocuk, kediler dahil tüm ev ahalisinde kullanmaya geçtiğim, sonuçlarını da  çok net gördüğüm Gümüs Suyundan bahsetmek istiyorum. Kitabı okurken anlamlandırdığım, zemzem sularının gümüş fincanlarda ikram edilmesi ya da gümüş yüzük takılması konusundaki dini uyarılar aklıma geldi.

 

Gümüş metal olarak eski çağlardan bu yana bilinmekte...En eski gümüş buluntular MÖ 4. yüzyıla kadar dayanmaktadır.Gümüşün tıbbi amaçlarla ilk olarak Mısır’da kullanıldığıtahmin edilmektedir. Gümüş birbirinden bağımsız olarak Yunanlar, Romalılar, Persler ile Hintler ve Çinliler tarafından da tıp alanında kullanılmış.

 

Kolloidal gümüş 1940’lı yıllara kadar dünyada oldukça yaygın bir şekilde antibiyotik olarak kullanılıyordu. Fakat sentetik antibiyotiklerin daha ucuza üretilebilmesi ve kâr payının daha yüksek olması nedeniyle, gümüş unutulmaya ve unutturulmaya başladı. Bugüne kadar pek çok insan

gümüşün bu özelliklerinden haberdar bile değildi.

 

Sentetik antibiyotiklerin bakterilere karşı başarısız kalması, bakterilerin sentetik antibiyotiklere karşı direnç geliştirmeleri ve sentetik antibiyotiklerin yan etkilerinin neredeyse yararlarından daha fazla olması sonucunda alternatif antibiyotik arayışları başladığında, 1940’lı yıllardan sonra adeta unutturulmaya çalışılan kolloidal gümüş, tekrar hatırlandı.

 

Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri’nde halen gümüş suyu aleyhinde kampanyalar sürdürülüyor, ancak buna rağmen gümüş suyu halen doğal bir antibiyotik olarak oldukça revaçta.Gümüşün antibiyotik özellikleri aslında çok eskiden beri biliniyor. Gümüşü günlük hayatlarında, mutfak gereçleri,süs eşyası, saklama kabı olarak insanların sürekli kullandıklarını

biliyoruz.İngiltere’de ağzında gümüş kaşıkla doğmak diye bir deyim vardır. Bu deyim doğuştan şanslı insanlar için kullanılır. Eskiden zenginler yeni doğan çocuklarına emmesi için gümüş kaşık verirlerdi. Böylece çocuk, hastalıklara karşı korunmuş oluyordu.

 

Kolloidal gümüş geniş spektrumlu bir antibiyotik şeklinde etkide bulunur ve tüm tek hücreli parazitleri, yani bakterileri, virüsleri ve mantarları kısa süre içinde öldürür. Yaklaşık 650 farklı hastalık tetikleyiciye karşı etkili olduğu bilinmektedir.Minicik gümüş moleküller, tek hücreli bakterilerin içine girer ve orada oksijen kazanımından sorumlu olan enzimi bloke ederler. Parazitlerin metabolizması bozulur ve ölmeye başlarlar. Gümüş suyu ile elde edilen tecrübelere göre, intakt cilt hücreleri, sağlığa yararlı bakteriler gümüşten zarar görmüyor.

Gümüş suyunun başka bir avantajı da hastalık tetikleyicilerin gümüş suyuna karşı direnç gösterememeleri ve bağışıklık kazanamamalarıdır.

 

Tek hücrelileri, plazmoitleri ve –sporlar dahil– mantarları öldürüyor, kurtlara saldırıyor ve hücre membranlarının geçirgenliğini değiştirerek hücrelere girişi önlüyor. Gümüş cerrahi alanda kullanım açısından da önemli bir yere sahiptir. Örneğin beyin damarlarının kapatılmasında veya kafatasında oluşan sorunlarda gümüş büyük bir önem taşır (Haidenhein-Plastik).

 

“Gümüş Suyu” çok özel yöntemler kullanılarak saf gümüşün suyla karıştırılmasından oluşan; tedavi edici özellikler taşıyan, bağışıklık sistemini kuvvetlendirme etkisine sahip bir terkiptir. Gümüş Suyu; karışımdaki gümüş yoğunluğuna (ppm) bağlı olarak değişik etkiler gösterir. Farklı hastalıklar ve farklı hastalık şiddetleri göz önüne alınarak özel karışımlar hazırlanır. Kullanım miktarı ve süresi de bu esasa göre belirlenir.

 

Kitabın bir bölümünde de “Burada verilen örnekler hiçbir şekilde bir hekim ziyaretine dayanmaz ve hiçbir şekilde iyileşmeyi taahhüt etmez. İlke olarak önemli olan, her bir hastalığın tedavisinin bir hekim veya tedavi uzmanı tarafından ve onun denetiminde güvenli şekilde yapılması gerektiğidir.” ibaresi var. Bunu da atlamayalım istedim. (Kemal Tuna GÜMÜŞ SUYU kitabından derlemedir.)

 

Sağlıklı günlerde birlikte olmak dileği ile ...

 

  Zehra UYANIK

GÜMÜŞ SUYU